Ben Stijn Dijkstra, dünyanın farklı yerlerindeki kültürleri keşfetmeye karşı derin bir tutku duyan bir fotoğrafçı ve videografım. Yaptığım çalışmalarda dünyanın en uzak, en az seyahat edilen ve geleneklerin zamana yenilmediği bazı yerlerinde tanık olduğum anları filtreler kullanmadan, ham haliyle fotoğraflamaya odaklanıyorum.
Son projem kapsamında Fas’a seyahat ederek göçebe yaşam tarzını yakından deneyimleme fırsatı buldum. Uçsuz bucaksız Sahra Çölü’nde yaptığım yürüyüşlerde yerel göçebe topluluklarını ziyaret ederek geleneksel yaşam tarzlarını ve araziyle nesiller boyu kurdukları derin bağı belgelemeyi amaçladım. Çölün ötesinde, Fes şehrinin hareketli sokaklarındaki hayatı keşfederek insanların dinamik enerjisini ve bu yüzlerce yıllık şehrin ruhunu gözlemledim.
Ekipman seçerken dikkat ettiğim önemli faktörlerden biri de hafif tasarım ile profesyonel kalitede performans arasındaki dengedir ki FE 16mm f/1.8 G de tam olarak bunu sağladı. Kumlar arasındaki üç günlük yürüyüşümde her bir gram ağırlık bile fark yarattı. Uçsuz bucaksız kumullarla çevrili hedefimize vardığımızda ise ultra geniş açılı bir lense sahip olmanın paha biçilemez olduğunu tecrübe ettim. Manzarayı tam boyutuyla ve güzelliğiyle fotoğraflayabilmemi sağladı.
Hızlı f/1.8 diyafram açıklığı, çöl gecelerinin düşük ışık koşullarında bile mükemmel performans göstererek yıldızlarla aydınlanan engin gökyüzünün dinginleştirici güzelliğini fotoğraflamama olanak sağladı. Titreşen alevlerin yumuşak kızıllığıyla ve çöl rüzgarının sessiz fısıltılarıyla çevrelenen sıcacık ateşin yanında otururken, lens sayesinde kolayca bu sahneyi ölümsüzleştirdim. Ateşin sıcak, altın tonlarından gece gökyüzünün derin, mürekkep mavisi tonlarına kadar her detayı çarpıcı bir netlikle işleyerek Sahra Çölü’ndeki bu sakin anları tam anlamıyla unutulmaz kıldı.
Böylesine geniş görüş alanı sunan bir lens kullanırken, özellikle karenin kenarlarında birtakım bozulmalar görmeyi bekliyordum ancak güçlükle fark edilenler dışında bir bozulma yoktu. Ayrıca lensin 15 cm gibi son derece yakın bir netleme mesafesi var. Bu muhteşem özellik sayesinde, f/10 diyafram açıklığında çekim yaparken bile ilginç kompozisyonlar elde ettim.
Birlikte sehayat ettiğim rehberlerin birkaç portresini çekmeyi denemek istiyordum. Normalde bu tür çekimler için FE 24-70mm f/2.8 GM II lensimi kullanırım ancak ultra geniş bir lensle nasıl fotoğraflar elde edeceğimi görmek istedim. Nesneye çok yakın olmama rağmen fotoğraf son derece doğal hissettirdi. Ayrıca geniş diyafram açıklığı, arka planı bulanıklaştırabilmemi sağladı.
Çölü arkamda bıraktıktan sonra Fas’ın en eski ve kültürel açıdan en zengin şehirlerinden biri olan Fes’e seyahat ettim. Burası Alpha 7C II ve 16mm lensin kompakt boyutunu gerçek anlamda takdir ettiğim yerdi. Böylesine yüksek kaliteli sonuçlar verebilen bir fotoğraf makinesi taşıdığımı hissetmiyor gibiydim.
Dar sokaklarına rağmen şehrin hareketli ruhunu, rengarenk duvar sanatı eserlerini ve muhteşem mimarisini fotoğraflamayı başardım.
Yerel yaban hayatı da oldukça fotojenikti!
Şehri keşfederken eski ve güzel bir cami girişine rastladım. Girişin güzel renkleri ve iç içe geçmiş desenleri geçmişin hikâyelerini anlatıyordu. Geniş açılı lens, küçük sokakta çok fazla geriye gitmeden tüm sahneyi kare içine almamı sağladı.
Açıkçası Sony lenslerine geçiş yaptığımdan bu yana eski lenslere dönebileceğimi düşünmüyorum. Malzeme kalitesi gerçekten takdir ettiğim özelliklerinden biri. Elimdeyken sağlamlığını hissediyorum ve hareketli tüm parçaları kusursuz bir şekilde çalışıyor. Sony lenslerini kullanmak, özellikle hareketli ve değişken ortamlarda çekim yaparken iş akışımı çok daha sorunsuz hale getirdi. Düşük ışık performansı gözüm kapalı güvenebildiğim bir özelliği ve aksi takdirde kaçırabileceğim anları yakalama konusunda güven veriyor. Genel olarak Sony lensleri, çalışmalarıma kattığı netlik ve çok yönlülük sayesinde, ekipman özellikleriyle kısıtlanmadan işimin yaratıcı yönüne bütünüyle odaklanmamı sağlıyor.
Seyahat ederken çoğu zaman FE 24-70mm f/2.8 GM II lensi tercih ediyorum. Zumun kattığı çok yönlülüğü her zaman sevmişimdir ve kalitesinin de olağanüstü olduğunu düşünmüşümdür. Buna karşılık, 16mm lensi kullanırken yerimde sabit kalıp zum kullanmak yerine kareyi yakalamak için fiziksel olarak hareket etmek zorunda olmak hoşuma gitti. Bu durum doğal olarak beni harekete yaklaştırdı ve itiraf etmeliyim ki bu akıştan ve çalışmama getirdiği yeni yaklaşımdan keyif aldım.