kış manzarasına karşı yalnız başına ayakta duran adam

Kaybolmak ve Kendini Bulmak

Tobias Hägg

“Burada kendiniz hakkında birçok şey öğrenebilirsiniz.” diyen Tobias ekliyor: “Bu yeri çekici kılan yönlerinden biri de bu.” Hägg, ülkenin en kuzeyinde, Kuzey Kutup Dairesi’nde yer alan İsveç Laponyası’ndan bahsediyor.

Laponya oldukça geniş bir coğrafya. İsveç’in toplam kara kütlesinin yaklaşık dörtte birini içinde bulunduran bu bölge neredeyse Portekiz ile aynı büyüklüğe sahip ve tüm İsviçre’nin iki katı büyüklüğünde. Ülkenin en soğuk ve ağır hava koşullarının görüldüğü İsveç Laponyası’nda hava sıcaklığı sıklıkla -40ºC’ye kadar iniyor. “Kazan Zirvesi” anlamına gelen ve bölgenin en yüksek dağı olan ikiz tepeli Kebnekaise de 2096 metrenin üzerindeki buzsuz zirvesi ve mevsimler değiştikçe yükselip alçalan ürkütücü buzuluyla bu coğrafyada yer alıyor.

karın içinde saklanmış ürkek bir hayvan © Tobias Hägg | Sony α7R IV + FE 100-400mm f/4.5-5.6 GM OSS | 1/640s @ f/5.6, ISO 800

Vindelfjällen Doğal Koruma Alanı’nı ve koruma altındaki başka alanları içine alan İsveç Laponyası’nın buzul vadileri, gölleri ve ormanları ren geyiklerine, sığınlara, ayılara, porsuklara, vaşaklara ve kutup tilkilerine ev sahipliği yapıyor. Uçsuz bucaksız Laponya, güzel ve tehlikeli bir yer olmasıyla biliniyor.

Tobias’ın görüntülerine bakarken yaban hayatının güzelliğine kendinizi kaptırmanız oldukça kolay olsa da fotoğrafçının da dikkat çektiği üzere, bu görüntülerin gerçek anlamda tehlikeli bir yönü var; kendinizi sersemlemiş, izole olmuş veya yolunu kaybetmiş gibi hissedebiliyorsunuz. “Bir keresinde böyle bir şey yaşamıştım ve benim açımdan önemli bir dönüm noktası oldu.” diyerek anılarında yolculuğa çıkan Tobias şöyle devam ediyor: “Gün doğumu fotoğrafları çekiyordum ve bir helikopterin beni alması gerekiyordu, ancak kalın bir sis çöktü ve helikopter havalanana kadar iki gün daha kamp yapmam gerekti.”

Dolayısıyla, Laponya hem kolayca kaybolabileceğiniz hem de kendinizi bulmanın mümkün olduğu bir yer. Üzerinde bütünüyle olumlu bir etki yaratan bu deneyim Tobias’ın doğal karşıladığı bir şeydi ve Laponya’ya duyduğu sevgiyi güçlendirdi. “İlk kez yaban hayatını gerçekten anladığımı hissettim.” diyen Tobias ekliyor: “Tehlike ve yalnızlık size yaşadığınızı hissettiriyor.”

karda bir kulübeye doğru yürüyen adam © Tobias Hägg | Sony α7R IV + FE 70-200mm f/2.8 GM OSS II | 1/500s @ f/5.6, ISO 100

Geçmişine baktığında, memleketinin değerini zamanla daha iyi anlaması Tobias’ın kişisel gelişiminin simgesi haline gelmiş: “Fotoğrafçılığa başladığımda dünyayı görmek istiyordum. İsveç’in benim açımdan ilham verici bir yanı yoktu çünkü doğup büyüdüğüm yerdi. Ormanları, gölleri ve doğal güzellikleri görseniz de bunlar üzerinizde kayda değer bir etki bırakmadan geçip gidiyor. Kayak yaparken bunu fark edebiliyorsunuz. Olağan bir durum.” İsveç’te halk dilinde buna “ev körlüğü” deniyor.

laponya’da bir dağın etrafındaki kar fırtınası © Tobias Hägg | Sony α7R II + FE 100-400mm f/4.5-5.6 GM OSS | 1/2500s @ f/5.6, ISO 320

“Elbette İsveç Laponyası’nı biliyordum ancak burası ülke içinde ülke gibi bir yer ve insanlar genellikle bu kadar kuzeye gitmiyorlar. Daha büyük dağları ve daha uzun şelaleleri deneyimlemek için dünyayı gezmeye devam ettim ve daima bir önceki yere kıyasla daha fazla etkileneceğim yerler görmeye çalıştım, ancak asla yüzümü kendi ülkeme çevirdiğim zamanki memnuniyeti yaşamadım. Sonunda Laponya’ya ulaştığımda ise burayı hem yepyeni hem de benim için son derece kişisel bir yer olarak görmeye başladım. Laponya’ya duyduğum sevginin tohumları bu şekilde atıldı ve buraya aşık oldum.” diyor Tobias.

Tobias bugün, bölgenin ürkütücü büyüklüğünü ve sert koşullarını muhteşem doğal güzelliğiyle birlikte göstererek Laponya’yı belgelendirmeyi amaçladığı çalışmalara imza atıyor. Fotoğraflarına bakan kişilerin en kuzey bölgeleri ziyaret ettiğinde neler hissettiğini anlamasını istiyor. Kolay bir iş olmasa da çektiği görüntüler bu anlamda görevlerini yerine getiriyor. “Böyle bir yeri görüntülemek neye mal oluyor?” sorusuna gülümseyerek yanıt veren Tobias, “İşin güzel yanlarından biri de bu. Laponya'yı fotoğraflamak için gerçekten emek harcamanız gerekiyor.” diyor.

“Proje oldukça geniş bir alana yayılıyor. Bölgenin kendisi kadar büyük bir alan olduğunu söyleyebiliriz.” diyen Tobias şöyle devam ediyor: “Buraya giden yol sayısı oldukça az ve hava koşulları sürekli olarak değişiklik gösteriyor. Dolayısıyla çekmek istediğiniz alanlar yılın belirli zamanlarında neredeyse ulaşılamaz hale geliyor. Burası fotoğrafçılık açısından doğru yaklaşımı bulmamı gerektiriyordu çünkü böylesine uçsuz bucaksız ve boş bir manzarayla çalışmak alışkın olduğum bir şey değildi.”

Tobias, Alpha 7R IV ve FE 16-35mm f/2.8 GM, FE 24-70mm f/2.8 GM, FE 70-200mm f/2.8 GM OSS II, FE 100-400mm f/4.5-5.6 GM OSS gibi lenslerin de içerisinde yer aldığı Sony Alpha fotoğraf makinelerinin ve lenslerinin kendisine yardımcı olduğunu söylüyor. Yüksek yerlere ulaşırken tırmandıkları, kaydıkları veya kar arabalarını kullandıkları yolların yetersiz sayıda olduğunu belirten Tobias şunları söylüyor: “Dolayısıyla ekipman boyutlarının küçük ve ağırlıklarının az olması son derece önemli. Bundan daha da önemli olabilen bir şey de ekipmanların şiddetli hava koşullarına ne ölçüde dayanıklı olduğu. -40ºC sıcaklıkta kar fırtınalarının ortasında çekim yaptığım oldu ve hiçbir detayı kaçırmadım.”

karla kaplı ağaçların tepeden görüntüsü © Tobias Hägg | Sony α7R II + FE 24-70mm f/2.8 GM | 1/1000s @ f/5.6, ISO 800

“Havadan yaptığım çalışmalar, video çekimleri ve gece-gündüz manzaraları için farklı kurulumlar yapmak istediğimden kişisel gezilerimde taşınabilirlikten çok daha fazlasını arıyorum.” diyerek sözlerine devam eden Tobias ekliyor: “Yani uzun seyahatlerimde yanımda daha fazla ekipman taşıyabilmekten bahsediyorum. Genellikle elimdeki tüm ekipmanları yanımda götürüyorum. Yaban hayatı fotoğrafçılığının harika yönlerinden biri de kullanmadığım kitleri çadırımda bırakabiliyor olmam çünkü etrafta bunları çalabilecek kimse olmuyor.”

Tobias’ın manzarayı yorumlama biçimlerinden biri de helikopterden manzara fotoğrafını çekmek. “Bu sayede daha geniş alanları fotoğraflayabiliyorum ve helikopterin yarattığı titreşimlerin üstesinden gelen Sony fotoğraf makinelerimin yüksek çözünürlüklü full-frame sensörleri ve görüntü sabitleme özelliği hiç şüphesiz drone’a kıyasla daha kaliteli görüntüler çekebilmemi sağlıyor.” diyor Tobias.

nehirlerin yer aldığı dağ manzarası © Tobias Hägg | Sony α7R II + FE 24-70mm f/2.8 GM | 1/250s @ f/5.6, ISO 800

Tobias’ın en çarpıcı fotoğraflarının manzarayı insan varlığıyla dengelediği görüntüleri olduğunu söylemek mümkün. “İster kendim ister bir arkadaşım veya yerel Sámi topluluklarından biri olsun, Laponya’da çektiğim fotoğraflada sıklıkla insanlara yer veririm.” diyerek açıklamaya girişen Tobias, “Böylece görüntüleri ve çoğu zaman yaban hayatının zorlu koşullarını bağlam içine yerleştirebiliyorum. Bu yaklaşım, fotoğraflarıma bakan kişilerin kendilerini benim yerime koymalarına da yardımcı oluyor. Aksi takdirde fotoğraflarımı anlamaları zor olabiliyor.”

buzlu bir manzarada yürüyen bir adam © Tobias Hägg | Sony α7R IV + FE 16-35mm f/2.8 GM | 1/640s @ f/5.6, ISO 800

Özellikle bölgenin el değmemiş göllerini boydan boya geçen botların ve kanoların yer aldığı fotoğraflarda, bu yaklaşımın faydası kolayca görülebiliyor. Bu fotoğraflardan insan unsuru kaldırıldığında görüntüler, soyut olarak nitelendirilebilecek bir yapıya bürünüyor. Tobias, “Ayrıca, bu tür fotoğrafların büyük baskılar haline getirildiklerinde küçük ekranlara kıyasla daha iyi göründüğünü fark ettim. Bu formatta, fotoğrafa bakan kişiler detayları atlamak yerine görüntüyü bütünüyle yorumlama eğiliminde oluyor.” diyor.

Öte yandan, bu çalışmaların yaban hayatını bu şekilde yüceltme konusunda yarattığı su götürmez bir tehlike de var. Daha açık bir şekilde ifade edecek olursak, bu çalışmalar çok sayıda kişinin burayı ziyaret etmesini sağlayarak sık ziyaret edilen yerlerin duygusunu değiştirebilir ve hatta doğaya zarar verilmesine neden olabilir. “Bu kesinlikle endişe duyduğumuz bir şey.” diyerek durumu kabul eden Tobias şöyle devam ediyor: “Bu tür yerleri ne zaman ziyaret ederseniz edin sorumlu davranmanız gerekiyor. Neyse ki birçok yerin bir adı yok veya buralara ulaşmak öyle zor ki çoğu kişi gitmeyi bile düşünmüyor. Ayrıca kutup tilkileri gibi nesli tükenmekte olan türleri fotoğraflamayı başardığımda konumlarını açığa çıkaracak herhangi bir bilgi paylaşmadığımdan emin oluyorum.”

karla kaplı büyük bir dağın önünde ahşap kulübeler © Tobias Hägg | Sony α7R IV + FE 100-400mm f/4.5-5.6 GM OSS | 1/3200s @ f/4.5, ISO 100
Tobias sözlerini şöyle noktalıyor: “Laponya ile olan bağım altıncı yılını dolduruyor, ancak yakın bir zamanda, hatta herhangi bir zamanda bu bağın kopabileceğini düşünmüyorum. Bu proje kendiliğinden ortaya çıktı fakat bu zaman diliminde beni oldukça değiştirdi. Değişim, manzaralar söz konusu olduğunda sürekli olarak daha fazla görüntülemek istediğim bir konu.”

“Örneğin, iklim değişikliğinin Kebnekaise masifindeki buzulların küçülmesine nasıl katkıda bulunduğunu ve Sámi halkının hem bu duruma hem de madencilik ve ormansızlaştırma gibi diğer olaylara nasıl tepkiler verdiğini göstermek istiyorum. Laponya’da yaşadığım deneyimler İsveç manzaralarıyla ve kendimle yeniden gurur duymamı sağladı. Laponya’yı fotoğraflamaya ilk başladığımda tek amacım eve götürebileceğim fotoğraflar çekmekti ancak şimdi macera, keşif ve yalnızca bu yerde bulunma boyutu da eklendi. Fotoğraflarını çekmiyor olsam bile buraya tekrar tekrar giderdim, ancak Sony ekipmanımdan da yardım alarak Laponya’nın korunmasına yardımcı olabileceğimi umuyorum.”

Öne çıkan ürünler

Tobias Hägg

α Universe bülteninizi almak için kaydolun

Tebrikler! α Universe bültenine başarıyla abone oldunuz

Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin

Üzgünüz! Bir hata oluştu

Tebrikler! Başarıyla abone oldunuz