İsveç’in Södermanland ilinde sabahın erken saatleri, yeni gelen Bahri ve Kulaklı Batağan grubu, güney göllerinde ve şafak vaktinin pastel tonlarında yıkanarak günlerine başlıyor. Işık çok güzel ama bu nisan sabahı hava felaket soğuk. Batağanlar tabii ki umursamıyor ama hava, yaban hayatı uzmanı Andreas Hemb’i biraz da olsa kısıtlıyor. Yüzen postunun altında, gölün yüzeyinde bir inip bir çıkan Andreas, “Yılın bu zamanında suda en fazla bir saat kalabilirim,” diyerek gülüyor, “ama buna değer. Buraya mart ayında geliyorlar, iyi bir yuva buluyorlar, yuvalarını rakiplerine karşı koruyorlar, kur yapıyorlar, yavrularını yetiştirip eylül ya da ekim ayında göç edecek kadar büyütüyorlar. Bu yıl döngünün tamamını belgelemeye çalışıyorum.”
Pek çok fotoğraf nesnesinde olduğu gibi, en iyi sonuçlar sabahın erken saatlerinde alınıyor. Andreas için de durum farklı değil ve sudayken, şafak renklerini bir gösterip bir kaybeden ve bir sürü çeşitlilik sağlayan yansımalarla bu saatler belki de daha da ilginç oluyor. “Değişen ışık sayesinde, bazen dakikalar içinde bile, fotoğrafa pek çok farklı hava katabilirsiniz,” diye açıklıyor, “şafaktan hemen önceki parıltıdan yumuşak arka ışığa kadar… Yeterince erkense doğrudan ışık bile güzel olur. Ama en önemlisi, sabahın erken saatlerinde kuşlar daha aktiftir, dolayısıyla daha fazla etkileşim görebilirsiniz.”
Andreas’ın en yeni Sony Alpha fotoğraf makinesi Alpha 1’in en kusursuz özeti şu olabilir: şansınızı değerlendirmenizi sağlayan bir fotoğraf makinesi. Andreas, “Sony fotoğraf makinelerinin en iyi özelliklerini bir araya getirmesi çok büyük bir avantaj,” diye açıklıyor. “Hem karartmasız çekim ile netleme hızından hem de devasa çözünürlükten faydalanıyorsunuz. Bu kombinasyon inanılmaz kullanışlı ve soğuk suda kalarak gösterdiğim azmin karşılığını veriyor.”
Alpha 9 serisinin efsanevi AF performansına dayanan, Alpha 1’in kuş gözü takibi modu tabii ki Andreas için ön plana çıkan özelliklerden biri olmuş.
Fotoğrafçı olarak benim yapmam gereken tek şey, kuşu kadrajın içinde tutmak ve olacaklara hazır olmak,” diyor, “takip özelliği kuşun gözünü veya başını buluyor ve hiç bırakmıyor. Bu hayvanların dönebileceği veya su sıçratabileceği veya yükselen dalgayla önlerinin kapanabileceği düşünülürse çok etkileyici bir performans. Dikkati hiç dağılmıyor.”
Bunca farklı kuş türü olduğu düşünülürse bazı nesnelerde işe yarayıp bazılarında işe yaramayacağından endişe ediyor mu? Andreas, “Pek de etmiyorum,” diyerek gülümsüyor, “çünkü bir nedenle gözü yakalamak zor olsa da veya düşük ışık ya da arka ışıkta olduğu gibi, koşullar çetin olsa da göz yerine kuşun başını bulup onu takip edeceğini biliyorum. Batağanlarda, kuğularda, ördeklerde ve birçok başka türde denedim, şimdiye kadar da hiçbir eksiğini görmedim.”
Kullanmak için sabırsızlandığı bir başka yeni özellik de Alpha 1’in 30 fps burst modu. “Ben doğal olarak kesintisiz modda çekim yapsam da ekstra 10 fps’in davranış odaklı çekimlerimde gerçek bir fark yaratabileceğini fark ettim,” diyor. “Kuş koşuyorsa veya uçuyorsa pek bir fark yaratmayacaktır ama bu batağanlar dövüşürken birbirlerini suyun altına itmeye çalışıyorlar, ben de gözlerinin tam suyun altına girmek üzere olduğu anı yakalayabildim, 20 fps’te bunu başarma şansım daha düşük olurdu. Bu anlar özel anlar. 240 fps EVF de aynı; hızlı hareket eden nesnelerde daha akıcı, daha doğal bir görüntü veriyor ve takibi kolaylaştırıyor.”
Södermanland gölleri haziran ve temmuz aylarına doğru ısındıkça suda daha rahat kalınıyor ve Andreas daha uzun çekimler yapabiliyor ama batağanların yıllık göçlerini çekmek için zamanının tükendiğinin de farkında. “Yakında Avrupa’nın güneyine ve daha uzaklara geri dönecekler, bu yüzden kalan zamanda çeşit çeşit görüntü çekmeye çalışıyorum. Portreler, hareket çekimleri ve kuşların ortamlarını gösteren daha geniş sahneler. Bunların hepsi, böyle bir projeye karakter kazandırmak için önemli.”
Andreas’ın da göç etme ihtimali var mı? “Hayır, şu anda Sony’den kopamam,” diyerek gülüyor. “Bunlar, en sevdiğim çekimleri yapmamı sağlayan fotoğraf makineleri. Kuşların davranışları belgeleyen fotoğraflar; kur yaparken, dövüşürken ve hatta yavrularını beslerken çekilen o bir-iki saniyelik seri çekimler, bunlar türü ve fotoğrafçıyı tanımlıyor. Şahit olmak için onca zahmete girdikten sonra bunları kaçırmak istemem ve Alpha 1 ile hiç kaçırmıyorum.”