Astrofotoğrafçılıkla ilgilenen bir manzara fotoğrafçısı olarak, geceleri mümkün olduğunca fazla ışık yakalayabilmek için geniş diyafram açıklığına sahip lensleri tercih ediyorum. Bu yüzden genellikle büyük ve ağır lenslerle çalışmak zorunda kalıyorum ve bu durum seyahat ederken işimi zorlaştırıyor.
Bu nedenle, 300 gramın biraz üzerinde ağırlığa sahip son derece hızlı bir geniş açılı lens olan yeni FE 16mm f/1.8 G'yi duyduğumda çok heyecanlandım. Boyutunu anlamak için elimdeki astro lensleri, yani FE 14mm f/1.8 GM ve FE 24mm f/1.4 GM'yi yanına koydum. Bu lensler hâlihazırda çok küçük ve hafif olmalarına rağmen yeni lensle kıyaslandıklarında devasa görünüyorlar ve yaklaşık %50 oranında daha ağırlar. Bu da FE 16mm f/1.8 G'yi güncel astrofotoğrafçılık piyasasındaki en hafif ve en küçük lens yapıyor.
Bu lensi gerçekten test etmek istiyordum ve bunu yapmanın en iyi yolu kış mevsiminde büyülü Kuzey Işıklarının peşine düşmekti, bu yüzden bir haftalık kısa bir gezi için İzlanda'ya gittim. İzlanda'ya indiğimde beni Kuzey Kutbu kışına özgü fırtınalı bir hava karşıladı. Hava durumundan bağımsız olarak gideceğim ilk yer şelalelerdi. Brúarfoss Şelalesi’nde hafif karla karışık yağmur yağıyordu ama bu durum neme dayanıklı lens için sorun değildi. 16 mm'lik ultra geniş açı sayesinde şelaleyi masmavi nehir yatağıyla birlikte fotoğraflamak kolay oldu. İlginç su akışı efektleri elde etmek için 0,1 ila 1 saniye gibi daha uzun pozlama süreleri kullanılabilir. Gündüz vakti bu pozlama sürelerine ulaşabilmek için en ideali ND filtreler kullanmaktır. FE 14mm f/1.8 GM'den farklı olarak, bu lensin önündeki entegre 67 mm filtre yivi sayesinde vidalı filtreler de kolayca takılabiliyor. İzlanda gezim çok spontane geliştiği için yanımda 67 mm filtre yoktu ve bir şeyler doğaçlamak zorunda kaldım. En dar diyafram açıklığı olan f/22 ve ISO 50 ile filtre olmadan da istediğim 1/5 saniyelik pozlama süresini elde edebildim. Kırınım etkilerinin f/22 diyafram açıklığında netliğe olumsuz etkileri olabilse de, bir bütün olarak fotoğrafın netliğinden gerçekten memnun kalmıştım ve suyun akışını da etkileyici bir şekilde yakalamayı başarmıştım. Bir lens tam olarak böyle çalışmalı çünkü manzara fotoğrafçısı olarak genellikle doğaçlama yapmak zorunda kalıyorsunuz.
Bir sonraki durağım meşhur Skógafoss Şelalesi’ydi. Orada Kuzey Işıklarını yakalama umudum çıkan fırtına yüzünden suya düştü. Geceyi şelalenin yakınında geçirmeye karar verdim, böylece sabah manzarayı fotoğraflayabilecektim. Gece boyunca kar yağdı ve şelaleyi taze kar örtüsü ile birlikte fotoğraflayabildim. Ultra geniş açılı lenslerde pek rastlanmayan minimal geometrik bozulma beni olumlu anlamda şaşırtmıştı. 13 santimetrelik yakın netleme mesafesinden dolayı netlemeyle biraz oynadım ve neredeyse hiç odak solunumu sorunu (netleme değiştirildiğinde görüntü alanının değişmesi) yaşamadım. Manzara fotoğrafçılığında odak istifleme (focus stacking) yapmak için mükemmel bir özellik. Otomatik odak istiflemeyi görüntü modu olarak destekleyen Alpha 7R V sayesinde bu fotoğrafta bunu yaptım. Ön planda buz oluşumları yer alırken arka planda karla kaplı şelale görülebiliyor.
Ertesi gece için ülkenin güneydoğusundaki hava durumu umut vadediyordu. Güney İzlanda'nın göz alıcı dağlarından Vestrahorn'a gitmek istiyordum. Akşam saatlerinde bölgeye ulaşıp keşif yaptım. Koşullar mükemmeldi: kuzeyden fotoğraflanabilen ve önünde sahil uzanan güzel bir dağın üzerine yeni kar yağmıştı. Gün batımından sonra hava açtı ve normalde bu bölgede çok güçlü olan rüzgar şaşırtıcı bir şekilde sakinleşti. Karavanda akşam yemeği yedikten sonra gökyüzündeki büyük gösteri başladı. Kuzey Işıkları genellikle sadece sınırlı bir süre gözüktüğü için acele etmem gerekiyordu. Sırt çantamı kaptığım gibi sahile doğru yola çıktım. Sahile giderken karlı manzaranın ortasında kısa bir mola verdim. Kuzey Işıkları gökyüzünün her yerindeydi, bu yüzden bir panorama çekmeye karar verdim. Kuzey Işıkları sürekli hareket ettiği için tekli fotoğrafları çok hızlı çekmeniz gerekir. Netleme uzaklığı kısaldıkça tekli fotoğraflara daha az ihtiyaç duyarsınız ve diyafram açıklığı arttıkça pozlama süresi kısalır, yani bu lens için en ideal koşullar oluşur. Kafa lambam takılıyken kendimi tekli bir fotoğrafın içine yerleştirdim ve fotoğraf makinemdeki entegre 10 saniyelik otomatik zamanlayıcıyı kullanarak bu kareyi çekmek çok kolay oldu.
Kaybedecek zamanım yoktu, bu yüzden sahile doğru yürümeye devam ettim. Lensin gerçek potansiyelini tam da burada gördüm. Geri çekilen dalgaların bıraktığı ince su tabakasına yansıyan Vestrahorn'u üzerindeki Kuzey Işıklarıyla birlikte fotoğraflamaya çalıştım ve bunların hepsi çok karanlık koşullarda gerçekleşti. Kulağa zor gibi geliyor olabilir ama zaten öyleydi! Bir sonraki dalgaya yakalanmamak için kısa pozlama sürelerine dikkat etmem gerekiyordu. Böylece f/1.8 ve ISO 4000 ile 4 saniye içinde iyi pozlanmış bir fotoğraf çekebildim. Gerçekten de işe yaramıştı! Kuzey Işıkları ve Vestrahorn'un yansımasını bir arada yakalayabildim. Gerçekten büyüleyici bir andı.
Daha sonra bunu en uç noktaya taşımaya karar verdim. Dalgalar geri çekilirken tam panorama çekmek istedim. Eksi 10°C'de bir dalgadan diğerine koşarken daha hızlı olmaya çalışmak ne kadar eğlenceliydi anlatamam ama ayaklarınızın ıslanıp buz keseceğini garanti edebilirim. Dolayısıyla, koşarken hızlı hareket etmeniz gerektiği için lensin küçük ve kompakt olması çok önemli. Zaten bu lens de tam olarak böyle. 16 mm'lik geniş açısı ve f/1.8'lik geniş diyafram açıklığı sayesinde sahilde yansımalarla birlikte panorama fotoğraflar çekmeyi başardım. Dürüst olmak gerekirse sonuçlar beni çok etkiledi. Diyafram açıklığı f/1.8 değerindeyken netlik çok iyi olduğu gibi, köşelerdeki koma ve vinyet etkisi de çok düşüktü. Fotoğraflara bir de kendiniz göz atın!
Parmaklarım uyuşmaya başlayınca kısa bir ara vermem gerekti ve fotoğraf makinesini gökyüzüne doğru tutup aralıklı çekim işlevini kullanarak mümkün olduğunca çok sayıda tekli çekim yaptım. Fotoğrafları sonradan işlerken bunlarla atlamalı sekans oluşturabilirsiniz. Ayrıca fotoğraf makinesiyle Kuzey Işıklarının anlık bir patlamasını da yakalayabildim. Kuzey Işıkları hızlı hareket ettiği için bunun yarattığı bulanıklığı önlemek amacıyla pozlama süresini yalnızca 2 saniyeye ayarladım. Bunun için geniş diyafram açıklıkları (f/1.8) kullanmak çok önemlidir, aksi takdirde çok yüksek ISO değerlerinde çekim yapmanız gerekir.
Parmaklarım tekrar ısınır ısınmaz panoramalara devam ettim! Ne yazık ki yaklaşık 2 saat sonra bu büyülü an sona ermişti. Gün doğumunun ilk ışıklarıyla Vestrahorn'u tekrar fotoğrafladım. Lens f/13 diyafram açıklığında yine çok iyi performans gösterdi.
Geri dönerken ışığın güzelliğini fark ettim ve Vatnajökull buzulundan çıkan 'buz dağlarını' fotoğraflamak için dünyaca ünlü Diamond Beach'te durdum. Tekli çekimler sayesinde istediğim görüntüleri aldım. Sonuçlar yine çok etkileyiciydi.
Sonrasında İzlanda'da hızı saatte 200 km'yi aşan şiddetli fırtınalar yaşandı ve fotoğraf çekmek imkânsız hâle geldi, dolayısıyla o açık havalarda fotoğraf çekebildiğim için çok mutluydum. Son gece havaalanına giderken arabanın camından dışarı baktığımda bulutların arasında Kuzey Işıklarını gördüm. Reykjavik yakınlarında fotoğraf çekmek için iyi bir yere denk geldim ve önünde gölet olan bir ev buldum. Burada da lensle Kuzey Işıklarının güzel görüntüsünü fotoğraflayabilecek kadar şanslıydım. Zaten beklediğim gibi f/1.8 diyafram açıklığında bile harika bir görüntü performansı elde ettim.
Özetle, FE 16mm f/1.8 G lensi kullanmaktan büyük keyif aldım. Son derece hafif ve kompakt olmasının yanı sıra oldukça geniş diyafram açıklığı ve filtre yivi onu astrofotoğrafçılık ve klasik manzaralar için mükemmel bir lens hâline getiriyor. Fotoğraf makinesi çantamda her zaman yeri olacak bir lens.
“Çok özel bir fotoğrafçılık türü: İnsan gözüyle görülmüyor ama gerçek”