Doğu Grönland'ın yükseklerindeki Scoresby Sund, sudan yapılmış ağaç dalları gibi kıvrılarak kıyıdan yüzlerce kilometre iç kesimlere doğru uzanır. Buzlu derinlikleri yer yer 1.000 metrenin üzerine çıkarken uç kısımları dik bir şekilde baş döndürücü dağ zirvelerine kadar yükselir.
“Yüksekten bakıldığında çok huzurlu görünebilir ancak burası Grönland, bu yüzden gerçekte çoğunlukla sakin olmaktan epey uzak“ diyor bu su yolunun kıvrımlı kanallarında çok sayıda yolculuk yapmış bir emektar olan Tobias Hägg. “Burada ne olacağını hemen hemen hiç kestiremezsiniz. Çünkü burası gerçek vahşi doğa. Hava dakikalar içinde değişebilir, büyük miktarda kar yağabilir veya tüm fiyordu sis kaplayabilir, sonra da birdenbire tekrar kaybolabilir.”
Tobias, son dört yıldır fiyortları gezerek eski, ahşap bir yelkenli olan Opal'in güvertesinden bu harikalara tanık oluyor. Her bir sekiz günlük macerada çok çeşitli manzaralarla karşılaştığını söylüyor: “Bu yolculuklar unutması imkânsız deneyimler oldu. Dünyanın en büyük ve en derin fiyort sistemlerinden birini, sürekli hareket halinde olan bir yeri keşfediyoruz.” “Bir saat içerisinde manzara tamamen değişiyor,” diye devam ediyor. “Işık ve hava, aynı sahnenin dakikalar içinde tamamen farklı görünmesine neden olabiliyor. buzdağları dönüyor ve yeni kompozisyonlara dönüşüyor. Ardından yollar açılıyor ya da tersine kapanıyor. Geçen seferimizde aynı sisteme yeniden yelken açıp açamayacağımızdan emin olamadık, bu yüzden ters yönden gittik ve bu sayede yepyeni manzaralara tanık olduk.”
Bir teknenin güvertesinden çekim yapmak kısıtlayıcı gibi görünse de Tobias bunun birçok fırsat doğurduğunu ve sık sık kıyıya da çıkıldığını söylüyor. “Bir fotoğrafçı olarak sürekli güverteye çıkıp fırsat yakalamaya çalışırsınız ancak yolculuk uzun olduğundan aslında zaman sıkıntısı olmuyor. Uzaktan bir şey gördüğünüzde yakında oraya varacağınızı biliyorsunuz ya da kaptana istediğiniz bir kompozisyona doğru gitmesini söyleyebiliyorsunuz.” Ardından ekliyor: “Örneğin, bu seferde benim görevim fiyordun çevresindeki kırmızı renkli dağlara yaklaşmaktı. Kaya yüzeyinin sıcak tonları ile buz ve suyun mavisi arasındaki muhteşem kontrastı yakalayabileceğim bir yerdi.” Sürekli değişen hava koşulları ve durmaksızın değişen birbirinden güzel manzaralar gibi, Tobias Sund'u fotoğraflamaya yaklaşımının da değiştiğini fark etti. “Her seyahatimde kendimi farklı bir yöne yoğunlaşırken buldum,” diye açıklıyor. “Yeni şeyler görüyor ve farklı koşullara göre hareket ediyorsunuz. İlk yıl, yelkenliyi manzaranın içinde çekmek beni çok heyecanlandırıyordu. Yolculuğu ve aynı zamanda doğa manzaralarını olabildiğince yaşam tarzı yaklaşımını benimseyerek fotoğraflamaya çalıştım.
“İkinci yılda kendimi daha çok buzulların dokuları ve sudaki yansımalar gibi soyut unsurlara netleme yaparken buldum,” diye devam ediyor. “Açık fikirli olmaya ve çok fazla plan yapmamaya özen gösteriyorum, daha çok bana neyin ilham verdiğini görmeye çalışıyorum.” Güvertede bu kadar çok fırsat varken Tobias'ın son seyahatinde Sony'nin en yeni G Master zum lenslerinden ikisini tercih etmiş olması şaşırtıcı değil. “FE 24-70mm f/2.8 GM II ve FE 70-200mm f/2.8 GM OSS II gibi lensler, bu muhteşem manzaraları yakalamamı ve ayrıntıları tam olarak ortaya çıkarmamı sağlıyor,” diye açıklıyor. “Her iki lens de inanılmaz derecede küçük, hafif ve net. Özellikle hareket kabiliyetinizin sınırlı olduğu durumlarda yeni olanaklar sunuyorlar.”
“FE 70-200mm f/2.8 GM OSS II ile, Sony'nin 100-400mm lensini tercih ettiğim için daha önce çok fazla kullanmadığım çeşitli netleme uzaklığı seçeneklerine de sahibim,” diye devam ediyor. “Bununla birlikte, daha hızlı diyafram açıklığı ve lensin optik görüntü sabitleme özelliğinin birleşimi, fotoğraf makinesi titremesinin açıkça sorun olduğu bu tür durumlar için onu mükemmel bir seçim haline getiriyor.” Tobias'ın gövde tercihi ise bu amiral gemisi zum lensleri destekleyen Alpha 7R IV oluyor. “Scoresby Sund'daki bu proje boyunca Alpha 7R IV’ü kullandım,” diye açıklıyor. “Zorlu koşullarda olağanüstü ayrıntılar elde etmek istiyorsanız R serisi gerçekten en iyi seçim. 61 MP çözünürlük elbette mükemmel netlik sağlıyor ancak fotoğraf makinesinin Steady Shot Inside gövde içi görüntü sabitleme özelliği, elde veya hareket halindeki bir araçtan çekim yaparken her pikselin canlı ve net olmasını sağlıyor.”
“Fotoğraf makinesi kesinlikle bu zorlu ortamlara dayanacak kadar sağlam,” diyerek sözlerine devam ediyor. “Manzaralardan yaban hayatına, seyahat günlüğünden diğer her şeye kadar çekmek istediğim her türlü fotoğraf için biçilmiş kaftan. Dolayısıyla bu sekiz hafta için ona rahatlıkla güvenebiliyorum.” “Scoresby Sund'da defalarca kez seyahat etmiş olsam da hâlâ keşfedilecek bir çok manzara var” diye bitiriyor. “Onu en uç noktada deneyimlemek, en derin kışta gerçek soğuğunu görmek ve de buzulların iklim değişikliği kaynaklı geri çekilmesini belgelemeye devam etmek istiyorum. Değişim bu deneyimin bir parçası olsa da ben henüz fotoğraf makinemi ve lenslerimi değiştirmeyeceğim.”
“Güzel kusurlarla dolu bir dünyada kusursuz anları yakalamak.”