Gecenin geç saatleriydi, Bolivya’daki Amazon Yağmur Ormanlarının derinliklerindeydim. Fotoğrafını çekeceğim hayvanları, özellikle de yılanları arıyordum. Ama bu asker karınca grubuyla karşılaştım ve Sony Alpha 7R IV’ümle bir fotoğraflarını çekmek için birkaç dakikalığına durdum.
Asker karıncalar genellikle geceleri hareket halindedir ve görevleri kolonideki diğer tüm karıncaları avcılardan korumaktır. Parmağımı asker karıncalardan birinin gelip ısırabileceği kadar yaklaştırdım, fotoğrafta da görüldüğü gibi amacım da buydu. Burada göremediğiniz şey, karıncanın arka tarafının da parmağımın ucuna batıyor olması. Birkaç dakika sonra parmağım çok ağrımaya başladı ama bu kadarla kalmadı. Sonraki beş gün boyunca parmağım o kadar şişti ki bükemedim bile.
Karınca beni ısırırken, Sony Alpha 7R IV’üm ve FE 50mm f/2.8 makro lensimle fotoğrafı çekmek için çok kısa bir sürem vardı. Bu lensi çok seviyorum çünkü küçük ve fiyatı çok uygun; bu da yağmur ormanı gibi bir ortamda dolaşırken dikkate alınması gereken bir şey.
Gördüğünüz fotoğraf, fotoğraf makinesinde çektiğimle aynı. Fotoğraf makinesinin APS-C modunu kullanarak yine 26,2 milyon pikselli bir görüntü oluşturacak, kırpılmış bir görüntü alanı elde ettim; yani daha sonra görüntüyü düzenlerken kırpma yapmak zorunda kalmadan, makine içinde istediğim fotoğrafı çekebildim. Yağmur ormanının karanlığında, karıncayı ve parmağımı aydınlatmak için tripoda monte edilmiş bir dağıtıcıyla, harici bir flaş kullandım. Bir elim uzanmış, ısırılmakla meşgulken, fotoğraf makinesini tutacak tek bir elim vardı; bu yüzden minimum netleme mesafesini ayarladım ve karıncanın gözlerini netlemek için çok dikkatli bir şekilde ileri-geri hareket ettim.
Benim için bu fotoğraf, bu asker karıncaların ne kadar agresif ve büyüleyici olduğunu gösteriyor. İnsanlar ormandaki veya yağmur ormanlarındaki küçük canlılara pek önem vermiyorlar ama bu yaratıklar inanılmaz. Küçücükler ama çok güçlüler, ayrıca her kolonide farklı hiyerarşileri olan bir toplum oluşturmaları ve her karıncanın farklı bir görev üstlenmesi açısından insanlara çok benziyorlar. Bu örnekte, kolonisini bir fotoğrafçıdan korumaya çalışan bir asker karınca vardı ki bu fotoğrafçı, sadece ısırılmakla kalmayıp sonuçta aptal gibi, karınca sokmasına da maruz kalmayı başardı!
“Korumak için önce neleri kaybedebileceğimizi öğrenmeli ve onları sevmeliyiz. Fotoğrafçılık, insanlara duyarlılık kazandırmak ve çevremizdekileri göstermek için kullanışlı bir araç. Fotoğraf makinemle hayvanları en saf halleriyle, biyolojik bir bakış açısıyla ve aynı zamanda sanatsal bir şekilde göstermeye çalışıyorum”