Yılın en karanlık günlerinin geride bırakılmasının ve güneşin geri dönüşünün kutlandığı kış ortası festivalleri, insanlık tarihi kadar eskidir. İskandinavya’da bu kutlamalardan biri, Roma yer altı mezarlıklarında saklanan Hristiyanlara yardım götüren Siraküzalı Lucia’nın anısına düzenlenen Azize Lucia Günü’dür. Bu gün MS dördüncü yüzyıldan beri kutlanıyor olsa da karanlığa ışık tutma arzusu çok daha eskilere dayanır.
Bu ve benzeri festivaller, Sandra Hallnor’un en güçlü ilham kaynakları arasında yer alıyor. “Efsaneler, mitler, gelenekler ve batıl inançlar beni hep büyülemiştir.” diyor Sandra ve ekliyor: “Memleketim Laponya’da bu tarz şeyler çok fazla. Portrelerimde bunun gibi yaratıcı projelere yer verdiğimde hayal gücümü kullanmayı hep sevmişimdir. Bir temayla veya tarihi düşünceyle oynayıp bunlara kendi yorumumu eklemekten keyif alıyorum. Planlamadan çekime kadar tüm aşamalar bu sayede çok tatmin edici ve anlamlı geçiyor.”
“Lucia daha önce de eserlerimde canlandırmayı denediğim bir karakter.” diye ekliyor. “Yolunu aydınlatmak için başına mumlarla aydınlatılmış bir çelenk takarmış ve bu sayede elleri serbest kaldığı için olabildiğince fazla yiyecek taşıyabilirmiş. Lucia ismini ‘ışık’tan aldığı ve karanlık zamanlarda neşe saçtığı için fotoğrafın da umut dolu bir ışık saçması gerekiyor. Daha önce Laponya’nın karlı manzarasında Lucia’dan ilham alarak çekim yapmıştım ama bu sefer daha yeşil ve doğal bir his yaratmak istediğim için fotoğrafları Madeira Adası’nda çektim.”
Sandra’nın yaklaşımının bu kadar özgün olması biraz da kendi dekorlarını ve kostümlerini yapmasına dayanıyor. Modelinin eteğini ve başlığını kendisi yaparak yanında adaya götürmüş. Bunun yanı sıra Madeira adasının ortamını yansıtmak için yörede bulunan kurutulmuş eğrelti otlarından bir çelenk yapmış. “Ayrıca Lucia’nınki gibi bir taç her yerde bulunmaz” diye de espri yapıyor.
Sandra bu sefer tacı yaparken iki sebepten ötürü elektrikli mumlar kullanmış: “Çok rüzgarlı bir yer,” diye açıklıyor, “mumların sönmeden durmasını sağlamak çok zor ve tabii ki kurumuş eğrelti otlarının ateşle yan yana durması pek güvenli değil. Lambadaki ateş ise gerçek ve taçla birlikte kullandığım tek ışıklandırma.”
Mavi saatte çekim yapmak Sandra’nın sık sık kullandığı bir teknik ve ışıkların daha da ön plana çıkmasını sağlıyor. “Düşük ışıklı portreler çekerken, fotoğrafladığım kişiyi güneşin yeni batmış olduğu ufka doğru çevirerek lambadan yüzüne yansıyan ışık için pozlama yapmayı seviyorum.” diye açıklıyor. “Zamanlamayı doğru ayarlarsanız mekanın da görünebilmesi için yeterli doğal ışık elde etmek mümkün. Mesela burada çarpık, masalsı orman arka planının da hikayenin bir parçası olmasını istedim.”
Sandra, Sony Alpha 7 IV fotoğraf makinesini kullanarak doğru pozlamayı elde etmek için ölçme modunu otomatik netleme noktasına bağlamış: “AF noktası fotoğrafladığım kişinin gözüne otomatik olarak kilitleniyor ve bu sayede istediğim görüntüyü elde edebiliyorum.” diye açıklıyor. “Ayrıca vizöre bakarak kameranın parlaklık uyarılarını, diğer bir deyişle “Zebra deseni” ayarını kullanıyorum ve gerekirse pozlamayı ayarlıyorum. Böylece yüzün ve diğer vurguların parlak olduğundan ama çok da göz almadığından emin oluyorum.”
Sandra, düşük ışık koşullarında Alpha 7 IV’nin ISO performansından ve Steady Shot Inside görüntü sabitleme özelliğinden en iyi şekilde yararlanıyor: “Lucia’dan sabit durmasını rica etsem bile 1/100 saniye veya daha düşük deklanşör hızı kullanmak istemiyorum.” diyor. “Ancak bu çekimlerin bazılarında kullandığım ISO 2000 gibi hızlarda fotoğraf makinesinin neredeyse tamamen gürültüsüz sonuçlar ortaya çıkardığını biliyorum. Sensörün muhteşem dinamik aralığı da çok önemli çünkü gölgeli arka plandaki ayrıntıları korumaya yardımcı oluyor.”
“Üstelik,” diye ekliyor, “Ateşle çalışırken her zaman fotoğraf makinesinin en hızlı kare hızlarını kullanıyorum. Hareket ettiği için her zaman güzel görünmeyebiliyor ama saniyede 10 kare çekebilme özelliği sayesinde en iyi görünen kareleri seçebiliyorum.”
Sandra’nın bu görüntüleri ortaya çıkarırken belki de en çok faydalandığı şey FE 85mm f/1.4 GM II lensi oldu. “Bu tarz görseller için harika bir lens.” diyen Sandra şöyle devam ediyor: “Arka planda sağladığı yumuşaklık ve maksimum diyafram açıklığı düşük ışık koşulları için biçilmiş kaftan. Aynı zamanda netleme uzaklığı da çok işime yaradı. Bu lens, baş ve omuz portrelerini kadrajlamak için klasik tercihlerden biri tam boy kullanıldığında da gerçekçi bir mekân hissi veriyor.”
Lucia, Sandra için tekrarlayan bir proje. “Her sene geri dönmeyi sevdiğim bir konu ve her seferinde biraz daha farklı bir şekilde yapmak istiyorum. Bunu kesinlikle öneririm. Hepimiz yeni şeyler yapmak isteriz ama geri dönmekten ve rötuşlar yapmaktan korkmamak paha biçilemez bir deneyim. Eğlenceli ve ilham verici olmasının yanı sıra, elinizdeki konuyu tamamen kendinize özgü hale getirmenin yolu buradan geçiyor.”
"Tutkunuzu neşeli, canlı ve eğlenceli şekilde yaşayın."