Ay ezelden beri insanoğlunu büyülemektedir. Mitoloji, hikaye anlatımı ve sanatta belirgin bir etkisi vardır ve elbette Norveçli René Ringnes gibi fotoğrafçılar da ayın cazibesine kapılanlar arasında yer alıyor. René bu konu hakkında şunları söylüyor: "Ay beni her zaman büyülemiştir ve aslında ay fotoğrafları çekerek fotoğrafçılık kariyerime başladım diyebilirim. Ufkun arkasından görünen dolunayı izlemek gün doğumunu izlemek kadar güzel ve bu anları başkalarının da görmesini istiyorum."
Öte yandan, her zaman hareket halinde olan, gökyüzünde küçük ve net bir görünüme sahip olmakla birlikte coğrafya ile hava koşullarının kolay kolay kestirilemeyen etkilerine maruz kalan Dünya'nın tek doğal uydusunun fotoğrafını çekmek zor olabilir. Belki bunu şöyle ifade etmek daha doğru olur: Görenleri etkileyip o büyüleyici ay hissini verecek ay fotoğrafları çekmek zor olabilir.
René, ay konulu fotoğraflar çekeceği zaman biraz farklı bir yönteme başvuruyor. "Asla gökyüzünde tek başına duran bir ay fotoğrafı çekmek istemiyorum. Çarpıcı olması için ayı her zaman başka bir şeyle birlikte fotoğraflıyorum. Güzel bir ön plan aya bağlam verir ve doğru netleme uzaklıklarını kullanırsanız bu birleşim ayı daha büyük ve etkileyici gösterir. Ufkun üzerinde yükselen veya altına inen ayı binaların, insanların, sembol yapıların veya diğer referans noktalarının arkasına yerleştiriyorum."
Ay her gün ön planla etkileşim içinde görünemeyecek kadar yükselir veya alçalarak gözden kaybolur, dolayısıyla ayın ufuk çizgisinin yakınlarında olduğu zamanları yakalamak için biraz planlama yapmak gerekiyor. René bu konu hakkında şunları söylüyor: "Önce ayın önüne yerleştirmek istediğim nesneyi buluyorum, ardından tam olarak nerede durmam ve ne zaman çekim yapmam gerektiğini öğrenmek için bir uygulama kullanıyorum. Ayın ön planındaki konudan ne kadar uzaklaşırsanız konuya kıyasla ay o kadar büyük görünür."
René, mükemmel noktayı bulduktan sonra netleme uzaklığı ve çözünürlüğün başarılı sonuçlar elde etmede etkili olduğunu söylüyor. "Muhteşem ay fotoğrafları çekmek istiyorsanız işin ekipman yönü çok önemli. Çok yüksek çözünürlüklü bir Sony fotoğraf makinesi – Alpha 7R IV – kullanıyorum ve bu, fotoğrafı çektikten sonra kaliteden ödün vermeden görüntüyü kırpabileceğim anlamına geliyor. Bu özellik sayesinde çerçeveyi ayla daha da fazla doldurma olanağına sahip oluyorum. Bununla birlikte belki daha da önemlisi kullandığınız lenstir. 100-400mm GM lensin ay fotoğrafçılığım için hayati önem taşıdığını düşünüyorum."
"Çekmek istediğim fotoğraflar için gerçekten minimum 400mm gerekli" diyerek anlatmaya devam ediyor René. "Ayın büyük görünmesini istiyorsanız bu tür bir büyütme gerekli. Ön plana olan uzaklığıma bağlı olarak (birkaç yüz metreden birkaç kilometreye kadar değişiyor bu uzaklık) Sony FE 2x Tele Dönüştürücü de takıyorum. Bu bana 800mm'ye kadar netleme uzaklığı sağlıyor."
"Bir G Master lens olan FE 100-400mm çok yüksek kaliteli görüntüler veriyor ve bu lensin sağladığı netlik seviyesi sayesinde çekimden sonra görüntüyü yakınlaştırdıkça karşınıza daha da büyüleyici bir manzara çıkıyor" diyor René. Lensin Optik SteadyShot özelliği de bunda etkili oluyor; böylece makineyi elde tutarak veya monopod kullanarak yapılan çekimlerde bile net ayrıntılar elde ediliyor.
Rene, stüdyo dışında çekim yaparken bu lensin boyut, ağırlık ve tutuş bakımından sağladığı avantajları da hissediyor. "Sony'nin birinci sınıf G Master lenslerinin tümü harika" diyerek keyifle anlatmaya devam ediyor, "ve 100-400mm de diğerleri gibi harika iş çıkarıyor. Benim gibi hayalinizdeki ay fotoğrafını çekmek için sürekli hareket ediyorsanız taşınabilirlik de önemli oluyor. Lensi ilk kez elime aldığımda bu kadar hafif ve küçük olmasına çok şaşırmıştım."
Hızlı ve kesin netleme sayesinde René, ay detaylarının son derece net olacağından emin bir şekilde çekim yapabiliyor ve elbette FE 100-400mm'nin netleme uzaklığı bir yandan ayı büyütürken diğer yandan da uydunun gökyüzünde ne kadar hızlı hareket ettiğini gösteriyor. "Çıplak gözle bakıldığında ay gökyüzünde hareketsiz duruyor gibi görünebilir, ancak büyütüldüğünde ne kadar hızlı hareket ettiği fark ediliyor, özellikle de 400mm veya daha büyük bir netleme uzaklığı kullanıldığında bu hız çok daha iyi görülüyor. Bu nedenle, istenilen sonuçları elde etmede deklanşör hızı önemli bir rol oynuyor. Buradaki fotoğraflar 1/125 saniye ile 1/160 saniye arasındaki hızlarla çekildi. Bunlar düşük ışık koşullarında beklenenden çok daha yüksek hızlar."
Tıpkı ay gibi fotoğrafçılığının da sürekli hareket halinde olduğunu düşünen René konuşmasına şu sözlerle son veriyor: "Çalışmalarında yaratıcılığını kullanması gereken herkes gibi ben de şimdiye kadar çektiğim fotoğrafları gölgede bırakacak fotoğraflar çekmeye devam etmek istiyorum, dolayısıyla heyecan verici yeni konular bulmam ve yeni fikirler üretmem gerektiğini biliyorum. Ay fotoğrafı çekme konusuna dönecek olursak, sabır ve planlama her zaman meyvesini veriyor ve bunlar için her gün çalışıyorum. Planlama başarılı olduğunda da sahip olduğum Sony donanımlar için şükrediyorum."