Ölçeği Gösterin
Görelilik için referans noktalarının bulunmadığı durumlarda ölçeği göstermek zor olabilir. Bu nedenle, bir sahnenin büyüklüğünü ve mesafesini belirgin kılmak için ağaçlar veya insanlar gibi referanslar kullanmaya çalışırım.
Fotoğraf Makinesi
Çekimlerimi genellikle Sony Alpha 7R IV ile yapıyorum, daha önce Alpha 7R II’den başlayarak Alpha 7R serisini kullandım. Bu fotoğraf makinesinin dinamik aralığına ve çıkardığı renklere bayılıyorum. Dosya boyutları son derece büyük ve her detayı yakalıyor.
Telefoto Lens Kullanmaktan Çekinmeyin
Uçsuz bucaksız bir manzaranın fotoğraflarını çekerken farklı lensler kullanmayı tercih etsem de 100-400mm GM ve 70-200mm f/2.8 GM II lenslerini kullanmayı seviyorum. Hafif yapılarıyla ön plana çıkan G Master lensler bu özelliğin öncelik haline geldiği uzun mesafeli seyahatler için ideal bir seçimdir ve mükemmel bir görüntü kalitesine sahiptir.
Uçsuz bucaksız bir sahneyi gördüğünüz ilk anda içinizde tüm manzarayı fotoğraflama isteği uyanır. Buna karşılık, tecrübe kazandıkça her şeyi tek bir kareye sığdırmak yerine karşımdaki manzaradan küçük parçaları fotoğraflamaya çalışıyorum çünkü bazen bu yaklaşım, yeterli derinliği olmadan çok fazla alan içeren boş bir görüntü elde etmenize neden olabiliyor.
Tüm Diyafram Açıklıklarını Kullanın
Birçok manzara fotoğrafçısı resmin içindeki her şeyin net olması gerektiğini ve bu alan derinliğini oluşturmak için küçük bir diyafram açıklığına ihtiyacı olduğunu düşünür. Sahneye bağlı olarak farklı diyafram açıklıkları kullanırım ve nesneyi öne çıkaracak sığ bir alan derinliği oluşturmak için f/2.8 diyafram açıklığını kullanmaktan çekinmem.
f/14 gibi daha küçük diyafram açıklığıyla çekip yaptığım ve önden arkaya doğru net bir görüntü elde etmek için bir dizi görüntüyü istiflediğim zamanlar da olur. Bu tamamen ne yakalamak istediğimle alakalıdır. Sadece bir veya iki açıklık ayarı kullanmakla yetinmeyin.
Sony Alpha 7 IV’ün ve GM lenslerimin SteadyShot özelliği sayesinde tripod kullanmadan güçlü ve güvenilir manzara fotoğrafları çekebiliyorum ve daha önce bu konuda herhangi bir sorun yaşamadım. ISO ayarını artırmak istemediğim düşük ışık koşullarında ya da daha sonra üst üste bindirmek üzere birden fazla görüntü çekmek istediğimde tripod kullanmak elbette yararlı oluyor. Ancak genelde tripodumu pek kullanmam.
Işık ve Renk
Manzaranın renkleri çok önemlidir. Buna karşılık, renkler günün ve yılın farklı saatlerine bağlı olarak değişir.
Lapland fotoğraflarımın birçoğunu Şubat ve Mart aylarında çektim. Yani günün çoğu vakti hava kapalıydı. Gün doğumunda veya batımında çekim yapmadım.
Güneş ışığının daha yumuşak olduğu sabahın erken saatlerinde veya akşamüzeri fotoğraf çekmeyi tercih ediyorum. Böylece renkler daha vurgulanmış oluyor. Her ne kadar eskiden sadece sabah veya akşamüzeri çekim yapma konusunda katı olsam da artık sert öğlen ışığında fotoğraf çekmekten çekinmiyorum. Doğru ekipmana sahip olduğunuz sürece istediğiniz sahneyi istediğiniz şekilde çekebilirsiniz.
Örneğin son derece zorlu koşullarda, güneş en tepedeyken ve açık mavi bir gökyüzü altında arkadaşımı kar motosikleti sürerken çektim ve gölgelerden faydalandım. Küçük bir diyafram açıklığı kullanarak güneşten bir yıldız elde ettim ve sert ışığa büyüleyici bir görünüm kazandırdım. Sonuç olarak, bu örnekte mevcut koşullardan yararlandım ve onlarla uyumlu bir şekilde hareket ettim.
Vurgulama İçin Karanlık Pozlama Kullanın
Karanlık pozlamayı fazlaca kullanırım. Manzara fotoğrafları çekerken en önem verdiğim şey vurgu detaylarını korumaktır. Genelde tamamen manuel çekim yaparım. Daha sonra da histogram kullanarak pozlamayı ayarlayıp vurguları koruyacak şekilde fotoğrafı karanlıklaştırırım. Ham dosyalarım karanlık görünebiliyor ancak bunları düzeltebileceğimi biliyorum. Alpha 7R IV’ün dinamik aralığı sayesinde gölgeli alanlarda çok fazla detay bulabiliyorum ve bu detayları ortaya çıkarmak harika bir şey.