Yemyeşil Enns vadisi ile Dachstein dağlarının heybetli ve buzlu zirveleri arasında yer alan Avusturya’nın Ramsau am Dachstein bölgesi her yıl milyonlarca kayakçıyı, yürüyüşçüyü ve dağcıyı kendine çeken, doğa tutkunları için güzel, vahşi ve heyecan verici bir oyun alanıdır. Ofisinizin burada olduğunu bir hayal edin.
Fotoğrafçı Gabor Nagy “Bu ortamlarda çalıştığım için çok şanslıyım.” diyor ve ekliyor: “Şanslı olduğumu biliyorum çünkü buraya gelen insanların hissettiği o gerçek ve yalın duyguları hissederek büyüdüm. Ailem ve arkadaşlarımla bu dağlarda yürüyüş yaptım, harika gün doğumları ve gün batımları gördüm, burada yemek yedim, güldüm… Buna ‘iş’ diyebilmek bir lütuf.” Gabor şu anda bu hisleri, çekimlerini yaptığı Dachstein Outdoors gibi markaların kampanyalarına taşıyor. “İnsanla doğa arasındaki bağı yansıtmaya çalışıyorum çünkü bunu bizzat kendim de çok derinden hissediyorum.” diyen Gabor şunları söylüyor: “Kariyerime sıradan manzara fotoğraflarıyla başladım ama fotoğraflarıma insanları dahil edince işin rengi değişti. İnsan sadece kelimenin tam anlamıyla değil, duygusal açıdan da bir odak noktası. Fotoğrafa bakan insanlar kendini orada hayal edebiliyor.”
Bu nedenle, fotoğraflarında ürünleri hikâyenin doğal bir parçası olarak yansıtıyor. “Bunun gibi bir çekimde mesele sadece ayakkabılar değil, o ayakkabıların sizi ulaştırdığı deneyimlerdir. Muazzam bir manzara eşliğinde kahve yudumladığınız o yüksek dağlar, heyecan verici patikalarda yapılan koşular ya da eski dostlarla tanıklık edilen yeni manzaralar… Ayakkabılar tüm bunları mümkün kılıyor ancak çektiğim on kareden sadece üçü yakın çekimden oluşuyor. Geri kalan kareler ise neşe ve memnuniyet duygusunun birer yansıması.” Tabii ki, Gabor’un “ofisi” gelişmek için ciddi beceri ve emek isteyen bir yer. Bu durum çekim planlamasındaki titiz yaklaşımında da açıkça görülüyor. “Hazırlık süreci oldukça kapsamlı.” diye açıklayan Gabor ekliyor: “Mekan keşfi yapıyor, hava durumunu ve ışığı analiz ediyor, dağa tırmanış rotalarımızı da bunlara göre planlıyoruz. Üstelik tüm ekipmanın yanında ürünleri de taşıyor ve her birini uygun kıyafetlerle eşleştiriyoruz. Yani 20 çift ayakkabı demek, 20 farklı kombin demek.”
“Aklımda belirli sahneler oluyor.” diyen Gabor devam ediyor: “Planımı, tırmanış esnasında genellikle modellerin yukarısında kalacak şekilde yapıyorum. Böylece arkadaki o muazzam vadiyi de kareye alabiliyorum. Tabii bunun için güneşin doğru konumda olması çok önemli. Çekimi aşağıdan yaptığımda ise güneş bu kez zirveleri aydınlatıyor. Bazı noktalarda ise seçtiğimiz alanda ileri geri koşarak doğaçlama çalışıyorum. Yani bu işin yarısı hazırlık, yarısı ilham.” “Bazen aramızda 40 metrelik bir mesafe olduğu için modelleri telsizle yönlendiriyoruz.” diye belirten Gabor ekliyor: “Hareketleri akıcı ve estetik olan sporcu modeller seçmenin yanında, onlara ayak uydurabilmek için benim de fit olmam gerekiyor. Formda kalmak için bol bol spor yapıyorum. Modellerin sürekli fotoğrafçıyı beklemek zorunda kalması hoş olmaz.”
Neyse ki Gabor’un kullandığı Sony fotoğraf makineleri ve lensleri hem hafif hem de güçlü olduğu için işi daha kolay oluyor. “Bu tarz çekimlerde Alpha 7R V gövdemin yanına birkaç lens alıyorum.” diye açıklayan Gabor devam ediyor: “Yürüyüşe gün ağarmadan çok önce başladığımız için yanımda FE 14mm f/1.4 GM oluyor ancak günün geri kalanında genellikle FE 16-35mm f/2.8 GM II takılı oluyor.” “Bu iki lens, yürüyüş ve aksiyon dolu anlar için biçilmiş kaftan. Modellere yakın çalışmayı seviyorum, 16-35mm de bu konuda bana büyük kolaylık sağlıyor. Lensi en geniş diyafram açıklığında kullanarak modellerden birini ön plana alıp diğerini ana konu yapacak şekilde kadraj oluşturmayı seviyorum. Bu sayede fotoğrafa bakan kişi sanki onlarla birlikte oradaymış, onlarla yürüyüp o anın tadını çıkarıyormuş gibi hissediyor.” “Yeni nesil G Master lensler gerçekten müthiş.” diyen Gabor ekliyor: “Gayet küçük ve taşınabilir olmalarına rağmen görüntü kaliteleri eskisi kadar iyi, hatta daha da başarılı. Tüm gün fotoğraf makinesi taşıyan herkes, bu farkı benim gibi kelimenin tam anlamıyla hissedecektir.”
Gabor, Alpha fotoğraf makinelerinin sunduğu otomatik netleme performansından da çok memnun. Bunun dağda kompozisyon oluştururken kendisine inanılmaz bir özgürlük sağladığını belirtiyor. “Sony’nin AF sistemi sayesinde artık netlik konusunda endişelenmeme gerek kalmıyor. Bakmama bile gerek kalmadan netliğin tam istediğim gibi olacağını biliyorum. Bu da Alpha 7R V'nin o harika hareketli ekranı sayesinde, alçak veya yüksek açılarda çalışırken sadece yaratıcı kadrajlara odaklanabilmemi sağlıyor. Bu özgürlüğün çalışmalarımı kesinlikle ileriye taşıdığını düşünüyorum.” “Makinelerin muazzam elektronik vizörleri, ihtiyacım olan pozlamayı net bir şekilde görmemi sağlayarak manuel modda çok daha iyi çekimler yapmama yardımcı oluyor.” diyen Gabor ekliyor: “Ayrıca bu sensörlerin sunduğu dinamik aralık sayesinde ters ışıkta bile büyük bir kolaylıkla çekim yapabiliyorum.”
Gabor sözlerini şöyle noktalıyor: “Müşterilerim gerçek fotoğrafçılığa yatırım yapıyorlar çünkü bunun tüketicilerle bağ kurma gücü sağladığını biliyorlar. Bu nedenle, sahip olduğu tüm harika teknolojilere rağmen asıl önemli olan şey Sony kitimin o duyguyu aktarabilme gücü.”
"Seyahat ettiğim zaman fotoğraf çekiyorum. Bu yüzden seyahat ediyorum."