Nemanja Maraš bir beyaz odadan diğerine uzanan sergisinde tüm sırlarını anlatıyor. Sanatçı, “Reflections” (Düşünceler) adını verdiği otoportre serisini bol ışıklı stüdyosunda oluşturmuş ve Belgrad’da aynı şekilde ışıklandırılan MONOLOG galerisinde sergilemiş. Bu sergi Nemanja’nın en yaratıcı halini ortaya koyarken aynı zamanda kendini keşfetme yolculuğuna devam ettiğini gösteriyor.
Yıllar boyunca başarılı bir moda fotoğrafçısı olarak çalışan Nemanja, zaman içinde portrelere daha fazla ilgi duymaya başlamış ve çok sayıda çığır açıcı bireysel projenin altına imza atmış. Bu projelerinden birinde rüya ile uyanıklık arasındaki belirsizlik halindeki arkadaşlarını inceleyen Nemanja, çalışmasını hatırlayarak, portrelerini “dünyaya gösterdikleri maskelerini takamadan önce” çektiğini söylüyor. Nemanja, başka bir projesinde ise sahneden inen bale dansçılarını “bitkin ve duygu yüklü” bir haldeyken fotoğraflamış.
“Bir noktada, aldatıcı görünümlerinden ziyade insanların gerçek yanlarını çekmekte daha iyi olduğumu anladım.” diyerek açıklayan Nemanja şöyle devam ediyor: “Kendim de dahil olmak üzere insanları oldukları gibi göstermeyi seviyorum. İnsanların aslında olmadıkları bir şey olmak isteme eğilimlerine veya oldukları kişi nedeniyle suçlu hissetmelerine karşı mücadele etmeye çalışıyorum. Kendiniz olmak çok daha inandırıcı ve güzel olabilir.”
“Reflections” adlı çalışmasında, Nemanja’nın otoportrelere verdiği önem açık bir şekilde görülüyor. “Kendinizi tanımanın ve takdir etmenin mükemmel bir yolu.” yorumunda bulunan Nemanja ekliyor: “Öyle ki bir dans okulunda fotoğrafçılık eğitimi verirken ders programıma otoportreleri de ekledim. Bu tür fotoğraflar çekmenin, insanların kendi seslerini bulmalarına ve en önemli iş birlikçilerinin yine kendileri olduğunu keşfetmelerine yardımcı olması açısından deneysel ve merak uyandıran bir yönü olabiliyor.”
“Reflections” serisi nasıl ortaya çıktı? “12 otoportre kullandığım karma bir medya deneyi olarak başladı.” diyerek o zamanları hatırlayan Nemanja şöyle devam ediyor: “Üzerine bir şeyler karaladığım, boyadığım ve kolaj ögeleri eklediğim basit görüntülerdi. “Reflections” serisindeki birçok görüntü gibi, ana fikir bir terapi seansında ortaya çıktı. Terapistim, ‘Diğer insanlar için çok şey ifade ediyordun ve bu sana çok fazla geldi.’ dedi. Bu nedenle, diğer insanların beklentilerine uyum sağlamaya çalışıyormuşçasına her yüzü diğerlerinde farklı yaptım.”
Projedeki diğer fotoğraflarda Nemanja bulanık, silüet halinde, yüzü gizlenmiş veya kadrajdan çıkarılmış şekilde görülüyor. Böylece, kimliğin dinamik ve sürekli olarak değişen bir şey olduğu duygusu yaratılmış. Başka yerlerde, portrelerle birbirine geçmiş su ve taş görsellerinin yer aldığı kareler yer alıyor. Bunlar, yaratıcılarının hatıralarının yansımaları gibi hissettiriyor “Hepsi için bir açıklamam var ancak kendime saklıyorum.” diyor Nemanja.
Editoryal fotoğrafçıların ve portre fotoğrafçılarının gözdesi Sony Alpha 7R V ile çekim yapan Nemanja, çalışmasına yardımcı olan çok sayıda özelliği olduğunu belirtiyor. “Açıkçası netleme yapmak ve kompozisyonlar oluşturmak, normal portreler çekmeye kıyasla daha zor olabiliyor.” diyerek açıklayan Nemanja şunları ekliyor: “Öte yandan, Alpha 7R V’in bu sorunların üstesinden gelen güzel özellikleri var. Muhteşem göz tanıma AF’si bunlardan bir tanesi; gerektiği durumlarda netlemeyi korumakla kalmıyor, daha rahat hareket edebilmemi de sağlıyor.”
Nemanja, Alpha 7R V’i nasıl kullandığını anlatmaya devam ediyor: “İşin aslı, portrelerini çektiğim diğer kişilerde yaptığım gibi kendi yüz ifadelerimi kontrol edemiyorum. Netleme konusunda endişelenirsem kaygılarım yüzüme yansıyor. Ben de fotoğraf makinemi bir tripodun üzerine yerleştirip netlemeyi yüzüme ayarlıyorum. Ardından çekim aralığı zamanlayıcısını kullanarak 60 kare çekiyorum. Çekim tamamlandığında yeniden makinenin başına gidip en iyi fotoğrafları seçiyorum. Aslında görüntülerden birinin netlenmemiş olması şansıma oldu çünkü bu tür rastlantısal anları seviyorum. Öyle ki netlemenin bozulması için fotoğraf makinesiyle gerçekten kavga etmeniz gerekiyor.”
“Alpha 7R V’nin muazzam 60Mp çözünürlüğünün de büyük yardımı oluyor. Gerektiğinde küçük kırpmalar yapmamı ve yine de baskı için büyük bir dosyaya sahip olmamı sağlıyor.” diyerek anlatmaya devam eden Nemanja ayrıca şunları söylüyor: “Örneğin, görüntülerimin bir çoğunu kareyi sıkılaştırmak için dikeyden yataya kırpıyorum. Bununla birlikte, kafamın kadrajın dışında kaldığı otoportrelerimden birini fotoğraf makinesi üzerinde oluşturdum. Bu fotoğraf, hikâyemi tam olarak istediğiniz gibi anlatabildiğim güzel tesadüflerden bir tanesi.”
Nemanja, Alpha 7R V’nin siyah beyaz profilinden de yararlanmış. “Birçok fotoğrafçı siyah beyaz ve renkli çalışmalarda aynı ışıklandırmanın kullanılmadığını fark etmiyor.” diyerek açıklamaya girişen fotoğrafçı şöyle devam ediyor: “Siyah beyaz fotoğraflar çekerken ekstra kontrasta ve yoğunluğa ihtiyacınız oluyor. Böylece vurgular ve gölgelerde sınırları zorlayabiliyorsunuz. Bu nedenle, düzenleme sırasında tam renkli ham görüntüler kullandığımda bile siyah beyaz ön izleme tahmine yer bırakmıyor.”
Öte yandan, fotoğrafın ortaya çıkışından ziyade anlamıyla ilgili olsa bile en nihayetinde tahmin unsurunun yine de arzu edilen bir şey olduğunu söyleyen Nemanja sözlerini şöyle noktalıyor: “Bu projeden öğrendiğim, bir portrenin neden olduğu şekilde göründüğünü açıklama ihtiyacının ötesine geçmek oldu. Açıklamalar meşruluk anlamına gelmez ve diğer kişilerin fotoğraflarımı istedikleri gibi yorumlamalarına izin vermiş olmaktan mutluyum. Bu tür otoportreler 30 yıllık hatıraların yansıması olabileceği gibi dün ile ilgili izlenimlerinizin ürünü de olabilir veya yalnızca ekipmanınızla rahat hissettiğiniz ve yeni şeyler denediğiniz anlarda gelen bir tür ilham sonucunda ortaya çıkabilir.”
“En çok ilgimi çeken şey insanın bilinçaltı, maskenin ardındaki yüz”