Profesyonel fotoğrafçı Mathias Kniepeiss, “Fotoğrafları bir üst seviyeye çıkarmanın birçok yolu var,” diye sözlerine başlıyor, “ama en iyilerinden biri, daha da zor projelerin altından kalkmak ve fotoğrafçı olarak çalışma yöntemlerimizi genişletmek. ‘Kamuflaj Sanatı’ benim için tam olarak böyle bir projeydi. Yaratıcılık bakımından beni ilerlemeye zorlayan bir çekimdi, dolayısıyla güvendiğim bir kitimin olması çok önemliydi. Benim için bunu sağlayan Sony Alpha 7R IV’üm oldu.”
Terapötik cihaz şirketi Tyromotion için reklam çekimi yapılan bu projede Mathias, ödüllü vücut ressamı Johannes Stoetter, medya prodüksiyon şirketi boxquadrat ve birçok modelle birlikte çalışarak bu muhteşem hayvan heykellerini ortaya çıkardı.
Bu kadar çetrefilli çekimlerde, çekimin etraflıca planlanması Mathias’a göre işin anahtarı. “Vücut ressamlarıyla birçok çekim yaptım ama hiç bu kadar büyük bir projede ve stüdyoda çekim yapmadım,” diye açıklıyor, “yani kesinlikle zor bir projeydi. Bir günde iki çekim yapabilmek için belki bir buçuk ay kadar planlama yaptım. Toplamda 14 saatlik bir çekim oldu: İki kişi kullanılan bukalemun için üç saat, dört kişiden oluşan jaguar için de beş saat çalıştık ama kesinlikle buna değdi.”
Mathias için bir başka zorluk da her zamanki çekim stilinde değişiklik yapmak olmuş.
Birçok fotoğrafçı gibi, ben de çekim yaparken etrafta dolaşıp nesneyi farklı açılardan ve mesafelerden yaratıcı olarak keşfetmek isterim ama fotoğraf makinesini hareket ettirmek burada kesinlikle ihtimal dışıydı! Vücut boyama, esasında görsel bir hile ve sadece belirli bir açıdan bakınca işe yarıyor, bu yüzden Johannes ile optimum açıyı bulmak için çok vakit harcadık, sonra Alpha 7R IV’ümü bir tripoda kilitleyip öylece bıraktım. Ardından Johannes, HDMI ile fotoğraf makinesine bağlanan ekranı kullanarak fotoğraf makinesinin görüş açısına göre modeller üzerinde siyah çizgilerle taslak çıkardı ve boyama efektini bunun üzerine kurdu.”
Işıklandırma da ilginç bir zorluk yaratmış: Mathias, “Stüdyoda beyaz bir arka planın önünde sadece arka plan için bolca ışık lazımdı, sonra gölgelerin tam istediğimiz gibi olması için nesneler üzerinde ışıkla çalışmamız gerekiyordu,” diye açıklıyor. “Vücutların arasına birazcık gölge ekleyip gereken yerlerde derinlik elde etmek için üst ışık olarak büyük bir softbox, yanda da iki softbox daha kullandık. Çok fazla gölge ekleyemezdik çünkü o zaman renkler değişirdi ve yeni hayvanın şekli anlaşılmazdı. Sonra bazı yerlerde, örneğin kuyrukta, gölgeyi birazcık daha yoğunlaştırmamız gerekti.”
İş kartlarından reklam panolarına kadar her şeyde kullanılacak bir fotoğraf olduğundan, Mathias çözünürlüğün ve netliğin hayati önem taşıdığını biliyordu; bu yüzden doğal olarak Sony Alpha 7R IV ve FE 24-70mm f/2.8 GM lens ile çekim yapmayı seçti.
“Elde edilen ayrıntı miktarı, dinamik aralık ve Alpha 7R IV RAW dosyasının sağladığı post prodüksiyon seçenekleri gerçekten muhteşem,” diyerek gülümsüyor, “ve 24-70mm GM ile, hem çok yönlü hem de karenin tamamında inanılmaz netlik sağlayan bir lensim vardı. Johannes’in yarattığı eserin hiçbir parçasını kaybetmek istemedik, dolayısıyla her şeyin kristal netliğinde ve mükemmel netlenmiş olması gerekiyordu.”
24-70mm GM 65 mm’deyken ve diyafram açıklığı f/7.1 iken Mathias, önden arkaya mükemmel netlik elde edeceğini ve her ayrıntıdan tam anlamıyla faydalanabileceğini biliyordu ve bu bilgi, hem Sony’nin G Master lenslerine olan güvenine hem de pratik deneyimlerine dayanıyordu. “Ne zaman yeni bir lens alsam her zaman test çekimi yaparım,” diye açıklıyor, “araçlarını en iyi şekilde nasıl kullanabileceklerini öğrenmeleri için tüm fotoğrafçılara da bunu yapmalarını öneririm. Bugünlerde Sony’nin G Master lensleriyle, bu öneri eskisi kadar önemli değil çünkü optik kalite çok yüksek, ama yine de lensinizin nerede en net olduğunu bilmeniz de yarar var. Bu becerilerin ve bilgi parçacıklarının hepsi, üst üste eklenerek çekimde daha başarılı olmanızı sağlar.”
Mathias, “Gerçekten çok güzel bir projeydi,” diye özetliyor, “bunun kısmen nedeni muhteşem insanlardan oluşan bir ekiple çalışmak ve bu süreçte gerçekten bir şeyler öğrenmek, kısmen de bu çekimleri çok güzel işler çıkaran bir şirket için yapmaktı. Tyromotion, hastaların bağımsızlığını ve yaşam kalitesini artırmak amacıyla, teknoloji tabanlı terapötik cihazlar üretiyor; bu yüzden planlama aşamasında, güçlü durmak ve değişerek gelişmek gibi belirli anlamları olan hayvanlar seçmek istedik. Yani ister tıp ister yaratıcılık açısından olsun, zorlukların üstesinden gelme ve işleri kolaylaştırmak ve başarılı olmak için doğru teknolojiyi kullanma yaklaşımı bu çekime bundan daha fazla uyamazdı.”
“Söz konusu ister hikayeleri ebedi bir şekilde belgelemek ister yeni dünyalar yaratmak olsun, fotoğrafçılıkta imkansız diye bir şey yoktur”