Ünlü Sankt Margarethen Taş Ocağı’nda Turandot operasının çekimlerini yapana kadar Mathias Kniepeiss’te Sony Alpha 1 yokmuş. UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bu mekân, Roma döneminden kalma bir taş ocağı ve artık Avrupa’nın en büyük doğal amfisine ev sahipliği yapıyor. Prodüksiyonun yönetmeninden performansı fotoğraflama teklifi alan Mathias, “Dürüst olmak gerekirse, o gün Alpha 1 fotoğraf makinesini ilk kez elime almıştım,” diyor. “Bu gösteri diğer tüm operalardan oldukça farklı; bolca aksiyon barındırıyor, sahnede dublörler ve muhteşem kostümler görüyorsunuz ve hatta doğal taş fon üzerine 3 boyutlu projeksiyon haritalama dahi yapılıyor.”
Elbette böyle görkemli bir sahne gösterisi, canlı seyirciye sunulmak için tasarlandı, fotoğraflanmak ve filme alınmak için değil. Parlak ışıklar, iddialı renkler ve yüksek kontrast nedeniyle bu tür bir opera hem fotoğraf makinesi hem de fotoğrafçı için adeta bir sınav haline geliyor ancak Matthias’ın hem Sony Alpha 9 II’sine hem de yeni Sony Alpha 1’e güveni tammış.
Alpha 1 ve Alpha 9 II bir operayı fotoğraflamak için tuhaf bir seçim gibi görünebilir; çoğu kişi bu fotoğraf makinelerinin temelde spor fotoğrafçıları için tasarlandığını düşünecektir ancak Mathias bu kararı verirken şüpheye düşmemiş.
Bu sıradan bir opera performansı değildi; hızlı fotoğraf makinelerine ihtiyacım vardı. Her iki fotoğraf makinesinin otomatik netleme hızına ve Alpha 1’in 30 fps’e kadar çekim yapabilme özelliğine bakınca bu makineler kesinlikle spor için tasarlanmış,” diyor. “Bununla birlikte iki makine de muhteşem dinamik aralığa sahip ve Alpha 1’in 50,1 megapiksel yüksek çözünürlüklü sensörü de bu makineyi ticari çalışmalar için ideal hale getiriyor.”
Ateş, alev ve kıvılcımların büyük yer tuttuğu bu gösteride Mathias iki fotoğraf makinesini de kullanarak en ince detayları yakalayabilmiş. “Aktörlerin sahnede dövüştüğü sahnelerde koreografi çok hassas ve hızlı,” diyor Mathias. “Kılıçlar ateş içinde ve aktörler gerçek kuvvetlerini kullanıyorlar. Performans sırasında her yerde alevler ve kıvılcımlar vardı, aktörlerin etrafında uçuşuyordu. Bunun gibi bir durumda 20 veya 30 fps’te çekim yapabilmek, kıvılcımların uçuştuğu o saliselik anda mükemmel çekimleri yakalayabilmem anlamına geliyor. Bu inanılmaz bir şey.”
Matthias performansı üç lensle fotoğraflamış. FE 85mm f/1.4 G Master lensi genellikle Alpha 9 II makinesinde, FE 400mm f/2.8 GM OSS lensi de Alpha 1’de kullanılmış. Daha sonra, FE 70-200mm f/2.8 GM OSS lensini de gösteride o an neler olduğuna göre iki fotoğraf makinesinden birine takmış. İlginçtir ki Mathias en iyi görüş açılarını yakalayabilmek için performansın çok büyük bir kısmını seyircilerin arasından çekmiş. İşte burada da 400mm f/2.8 gibi güçlü bir lens kendini göstermiş.
“Alpha 1’in FE 400mm f/2.8 GM OSS ile netleme hızı muhteşemdi,” diyor Mathias. “Bu operada aynı anda çok fazla aksiyon yaşanıyor, o yüzden sahnenin diğer tarafında aniden bir şeyler olursa çok hızlı tepki vermeniz gerek. Fotoğraf makinesi ile lens kombinasyonu öyle hızlı çalıştı ki tepki verip performansı fotoğraflamak kolay oldu. Sonuçta, başta tahmin ettiğimden çok daha fazla fotoğraf çektim.”
Güçlü sahne ışıklarının ve sahnedeki 3 boyutlu projeksiyon haritalamasıyla ortaya çıkan yüksek renk doygunluğunun neden olduğu zorlu aydınlatma koşullarına rağmen Matthias her iki fotoğraf makinesinden aldığı ham görüntülerle çalışarak gölgeli alanlardaki detayları ortaya çıkarabilmiş. “Dinamik aralık çok iyi,” diyor. “Post prodüksiyonda görüntüyle oynayabiliyor ve hem aydınlık alanlarda hem de gölgelerde birçok detayı yeniden gözler önüne çıkarabiliyorum.”
Fazla geçmeden Mathias Alpha 1 ile yine spor çekimleri yapmaya dönecek ve en çok da fotoğraf makinesinin ultra modern spor drone yarışlarıyla nasıl başa çıkacağını görmeyi sabırsızlıkla bekliyor. “Bu yarışlar müthiş hızlı ve drone’un hareket hızına kıyasla çok küçük olmasından ötürü çok zor. Alpha 1’i denemek ve AF’nin spor fotoğrafçılığında nasıl performans gösterdiğini görmek için sabırsızlanıyorum. Yüksek hızı yüksek çözünürlükle bir araya getiren bir fotoğraf makinesine sahip olmak bana büyük bir özgürlük veriyor ve fotoğrafçılığımda daha geniş yaratıcılık olanaklarını açıyor.”
“Söz konusu ister hikayeleri ebedi bir şekilde belgelemek ister yeni dünyalar yaratmak olsun, fotoğrafçılıkta imkansız diye bir şey yoktur”