Adım Chris Schmid. Yaban hayatı fotoğrafçısı ve film yapımcısıyım. İsviçre'de yaşıyorum. On yıldan uzun bir süre önce kişisel bir fotoğrafçılık yolculuğuna çıktım ve kısa sürede kendimi büyük kedilerin cazibesine kapılmış hâlde buldum. Bu hayvanlarla göz göze geldiğinizde adeta sihirli bir şeyler oluyor, içimde derinlerde bir şeyler harekete geçiyor. Sanki keşfetmem gereken bir dünyanın anahtarı bu kedilerde saklıydı.
Zamanla bu tutku hayatımın amacı ve işimin odak noktası hâline geldi. Bu yolu seçtim çünkü bu hayvanlar kaçak avlanmadan insan-yaban hayatı çatışmalarının acı gerçeklerine ve yaşam alanı kaybına kadar uzanan büyük zorluklarla karşılaşıyorlar ve ben bunları görmezden gelemezdim. Bu muhteşem canlılar, bahsi geçen olumsuzluklar karşısında kırılganlar. Onların hikâyelerini paylaşmak ve içinde bulundukları kötü durumun daha iyi anlaşılmasını sağlamak beni derinden etkileyen kişisel bir mesele hâline geldi.
10 yıl öncesine ve teknolojideki inanılmaz ilerlemelere baktığımızda, dijital görüntüleme gibi yaratıcılığın öne çıktığı alanlarda devrim yaşandığı açıkça görebiliyoruz. Sadece 10 yıl önce nelerin mümkün olduğu ve bugün geldiğimiz nokta, sanatsal ifadenin sınırlarını zorlama kapasitemizin kanıtı olarak görülebilir. Bence yaratıcılığın sonu yok. Fotoğraf makinesi teknolojisi için de aynı şeyi düşünüyorum.
Sony benden yeni Alpha 9 III'ü test etmemi istediğinde, dünyanın en büyük tropikal sulak alanı olan Brezilya'daki Pantanal'a gidip bu bölgedeki esrarengiz yaban hayatını fotoğrafladım.
© Chris Schmid | Sony α9 III + FE 400mm f/2.8 GM OSS + 1.4x Teleconverter | 1/1600s @ f/4.0, ISO 2000
Full frame bir fotoğraf makinesinde ilk kez küresel deklanşör sunuluyor ve bu özellik sayesinde, hem film yapımcısı hem de fotoğrafçı olarak hızlı hareket eden bir nesneyi çekerken görüntüde bozulma sorunu yaşamayacağım. Küresel deklanşör sensörünün yüksek hızlı senaryolarda bile her ayrıntıyı yakalayabilmesi muazzam bir gelişme.
Bu fotoğraf makinesi, özellikle de hareket halindeki kuşlar gibi hızlı hareket eden nesneleri yakalamak söz konusu olduğunda, akıllara durgunluk veren bir kare hızına sahip. Bir kuşun havalandığı veya avını yakaladığı o saliselik çok özel anları yakalamamı sağlıyor. Makinenin otomatik netlemesinin bu kadar hassas olması gerçekten çok dikkat çekici.
Böylesine yüksek kare hızlarında çekim yapabilme yeteneği, hikâye anlatma imkanlarını artırıyor. Kuşların inanılmaz hızını ve zarafetini belgelemek için fırsatlar sunuyor. Eskiden bunu başarmak epeyce zor bir işti. Zamanı dondurma ve bu büyüleyici anların özünü tüm ihtişamıyla yakalama gücüne sahip olmak gibi bir şey bu.
Aşağıdaki kare, 120 fps'de çekilen bir dizi fotoğraftan yalnızca bir tanesi.
Büyük Kediler
Jaguarları yakalamak zordur. Bu hayvanlar genellikle yaşadıkları bölgedeki gölgelik alanlarla ışıklı alanlar arasında gidip gelirler. Gölgelerde gezdiklerinde ortam epeyce loş olabiliyor ve bu da düşük ışıkta fotoğraf çekmeyi zorlaştırıyor. Bu nedenle mükemmel düşük ışık performansına sahip bir fotoğraf makinesi benim için özellikle ilgi çekici.
Düşük ışık koşullarında ISO’yu sınır değerlerine ayarladığımda bile temiz görüntüler yakalayabilmek vazgeçemeyeceğim bir özellik. Bu sayede jaguarları görüntü kalitesinden ödün vermeden belgeleyebiliyorum. Yaban hayatı fotoğrafçısı olarak bu tür bir fotoğraf makinesi performansının paha biçilmez olduğunu düşünüyorum çünkü bana bir jaguarın varoluşuna ait küçük detayları yakalama fırsatı veriyor. Asıl amaç, bu inanılmaz hayvanların doğal ortamlarındaki özgün ve görkemli yaşamlarını korumak.
Bu makinenin hayvan Eye-AF'si gerçekten olağanüstü. Bu özelliğin beni en çok etkileyen yönlerinden biri şu: Hayvan doğal ortamında dalların veya ağaçların arkasında kaldığında bile netlemeyi sürdürmek mümkün hale geliyor. Bu inanılmaz bir şey.
© Chris Schmid | Sony α9 III + FE 400mm f/2.8 GM OSS + 1.4x Teleconverter | 1/1600s @ f/4.5, ISO 640
Bu özellik sayesinde, çektiğim jaguar fotoğraflarına doğal ve sürükleyici bir hava katabiliyorum. Kısmen gizlenmiş olduklarında bile yaşam alanlarının ve davranışlarının özünü koruyan kareler elde etmemi sağlıyor.
Kuş fotoğrafçılığı söz konusu olduğunda, ön yakalama özelliği devrim niteliğinde bir gelişme bence. Kuşlar hızlı ve öngörülemeyen hareketlerde bulunurlar ve bu da deklanşöre basılacak o mükemmel anı tahmin etmeyi zorlaştırır. Ön kayıt teknolojisi sayesinde zamanı geri sarıp kuşun havalanmasından önceki o kritik anları yakalayabiliyorum. Bu olanak, kritik bir kareyi asla kaçırmamamı sağlayan görsel bir tampona sahip olmak gibi bir şey.
© Chris Schmid | Sony α9 III + FE 400mm f/2.8 GM OSS + 1.4x Teleconverter | 1/3200s @ f/4.5, ISO 640
Saniyede 120 kare çekebilen ve ön kayıt özelliği bulunan dünyanın en hızlı fotoğraf makinesini kullanma olanağına sahip olmak gerçekten çok heyecan verici. Bu olağanüstü özellik, bilhassa avlanan çitaların veya havalanan kuşların yıldırım hızındaki hareketlerini yakalarken sayısız fırsat sunuyor. Fotoğrafçılığımı geliştirmenin yanı sıra daha sürükleyici ve büyüleyici hikâyeler anlatma olanağı da elde edeceğim. Devrim niteliğindeki bu özellik sayesinde doğadaki hareketleri daha yakından görebilecek ve doğal dünyanın o saf güzelliğini ve dramını izleyicilerimle paylaşabileceğim.
“Görüntü güçlüdür. Tek bir çekim, bir duyguyu yakalayabilir veya bakanın içinde bir duyguyu tetikleyebilir”